
Müslümanın Giyim - Kuşam Adabı Nasıl Olmalıdır?
- By
- hifadesign
Cenâb-ı Hakk buyurur; “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise bahşettik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır.” (el-A’râf, 26)
Giyinmek fıtrattan olup insanın hem fizikî hem manevî ihtiyacıdır. Nitekim Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havvâ’nın, cennet'te başka insanlar olmadığı hâlde hayâ edip telâş içerisinde yapraklarla örtünmeye çalışmaları, bu keyfiyetin, insanoğlunun fıtratında bulunan en köklü vasıflardan biri olduğunun göstergesidir. Kıyafetsiz olmayı da başkasını kıyafetsiz olarak görmeyi de kimse istemez. Ancak insan hayra da şerre de meyyaldir. Şerre yönelirse zamanla fıtratı bozulur. Peygamberlerin gönderiliş sebeplerinden biri de bu fıtrat bozulmalarıdır.
Takva elbisesi ise hayâ ve iffettir. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurur;
“Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” (Buhâri, Enbiyâ, 54)
“Îman, altmış küsur şubedir. Hayâ da îmandan bir şubedir.” (Buhâri, Îman, 3)
Cenâb-ı Hakk insana sıcaktan ve soğuktan koruyacak elbiseler bahşetmiştir; diğer mahlûkatta böyle bir ihtiyaç yoktur. Âyet-i kerîmede buyrulur;
“Allah sizi sıcaktan (ve soğuktan) koruyacak elbiseler yarattı...” (Nahl sûresi, 81)
En kısa manası ile tesettür; örtünmek, gizlenmek, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmektir. Bir fıkıh terimi olarak; erkek veya kadının şer’an örtülmesi gereken yerlerini örtmesi demektir.
Setr i avret ise; avret mahallinin örtülmesidir.
Setr-i Avret Ölçüleri şöyledir;
1. Kadının kadına setr-i avreti: Göbekle diz kapağı arası olup anne-kızda olsa açılması da bakılması da haram olan yerlerdir. Ancak hastalık, yaşlı bakımı vs. gibi zaruret durumları müstesnadır.
2. Erkeğin erkeğe setr-i avreti: Göbekle diz kapağı arasıdır. Baba-oğul olsa da açılması ve bakılması haram olan yerlerdir.
3. Erkeğin kadına setr-i avreti: Göbekle diz kapağı arasıdır.
4. Kadının erkeğe setr-i avreti: Kadının erkeğe setr-i avretini üç başlıkta ele alabiliriz.
- Mahremleri
- Nâmahremleri
- Eşi
- a. Kadının mahremine (evlenmesi haram olan kişilere) tesettürü: Göbekle diz kapağı arasıdır.
Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:
“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesnâ olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Süslerini, kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saâdete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah’ın hükmüne dönün.” (en-Nûr, 31)
Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, sizi emziren anneleriniz, sütbacılarınız, eşlerinizin anneleri, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla birleşmiş değilseniz (nikâh ortadan kalktığında) kızlarını almanızda size bir sakınca yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir, Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (en-Nisâ, 23)
Mahremlerin yanında tesettürde âdâb ölçüleri ise;
- Koltukaltı gözükmeyecek şekilde giyinmek
- Göğsün görünmemesi için yakası kapalı giysiler giymek
- Tayt, badi vb. dar kıyafetler giymemektir.
Hayâ, yalnız hayır getirir. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Hz. Âişe annemiz için “Dininizin yarısını Hümeyra’dan (utanan ve bu sebeple yanakları kızaran) öğrenin! buyurmuştur. Yine hadîs-i şerîfte buyrulur; “Hayâ ve îman bir aradadır; biri gittiğinde diğeri de gider!” (Taberânî, Evsat, VIII, 174)
- b. Kadının nâmahreme (evlenmesi haram olmayanlara) tesettürü;
Âyet-i kerîmede buyrulur;
“Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle; (bir ihtiyaç için dışarı çıktıklarında) dış kıyâfetlerini üzerlerine alsınlar! Bu, onların (iffetli kadınlar olarak) tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini temin eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet edicidir.” (Ahzâb, 59)
Ahzap Sûresi 59. âyet-i kerîme mü’min hanımlar için özel bir âyettir. Zîra Cenâb-ı Hakk, Peygamber Efendimiz’in hanımları ve kızlarından sonra mü’min hanımlara âyet içinde yer vermiştir.
- c. Kadının beyine tesettürü;
Evlilikte, Cenâb-ı Hak’ın istemediği haram davranışlarda bulunmayıp hayâ sınırına dikkat edilmelidir. Âyet-i kerîmede buyrulur;
“Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz (örtüsünüz)” (Bakara, 187)
Tesettürün Şartları;
İslâm âlimleri âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ışığında tesettürde 6 hususa dikkat çekmişlerdir;
- El ve yüz hariç bütün bedenin örtülmesi
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Hz. Âişe’nin kardeşi Esmâ’nın ince bir elbise giydiğini görünce başını çevirmiş ve: “–Ey Esmâ! Bülûğa erdikten sonra kadınların, -yüzüne ve eline işâret ederek- şu ve şundan başka bir yerinin görülmesi doğru olmaz.” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Libâs, 31)
Bununla beraber el ve yüzde makyaj, oje ve abartılı takıların da olmaması gerekir.
“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesnâ olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler...” (en-Nûr, 31)
- Dar olmaması
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (el-Ahzâb, 59)
Âyette zikredilen “celâbîb” kelimesi, “cilbâb” kelimesinin cemî hâli olup lügatte; geniş elbise, gömlek ve başörtüsü gibi mânâlara gelmektedir. Yani kadını baştan aşağı örten bol manto, ferâce ve çarşaf gibi giysiler, cilbâbın muhtevâsına girmektedir. Cilbâb, esasında vücut hatlarını belli etmeyen örtüdür.
- Şeffaf olmaması
Temim Oğulları kabilesinden bir takım kadınlar Hz Âişe'yi ziyarete gelmişlerdi.
Üstlerinde ince giysiler vardı. Hz Âişe onlara şöyle dedi: “Eğer sizler mü’minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir, Eğer mü’min değilseniz o zaman durum değişir.”
Yine bir gün onun huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Bunun üzerine O şöyle dedi: Nûr Sûresine inanan bir kadın bunu örtünmez.” (El Kurtubî, El Cami', XIV, 157)
- Erkek kıyafetine benzememesi
İnsan giydiği kıyafetin psikolojisini taşır. Erkeğe benzeyen kadınlar, kadınlara benzeyen erkekler insanlık kalitesini ve cinsiyeti bozmaktadır.
Hadîs-i şerîfte buyrulur; “Kadınlardan erkeklere benzeyenlerle; erkeklerden kadınlara benzeyenler bizden değildir. (Buhâri, Libas, 61)
- Çok dikkat çekici, albenili olmaması
Tesettürün manası gizlemektir. Tesettür emri, İslâm’da kadına verilmiş olan yüksek mevkî ve kıymetin mühim bir tezâhürüdür. Nitekim değerli hazineler, en güzel şekilde muhâfaza edilir; tutup da hırsızların gözleri önüne serilmez. İşte müslüman kadın, kendisine verilen yüksek kıymet sebebiyle yabancı bakışların yıpratıcı ve incitici tesirinden tesettür sâyesinde muhafaza edilmek istenmiştir. Tesettürün en büyük hikmetlerinden biri de budur. Tesettür alışkanlıklarımız değil, ibadetimizdir.
Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz tesettürün ehemmiyeti ile alâkalı şöyle buyurmuştur:
“Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: Biri, sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla insanları döven bir topluluk. Diğeri, giyinmiş oldukları hâlde çıplak görünen ve öteki kadınları kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi, şu kadar uzak mesafeden hissedilen kokusunu bile alamazlar.” (Müslim, Cennet, 52)
Buradaki “giyinmiş çıplaklar” ifâdesiyle, sadece süslenmek için giyinen, dışarı çıkarken daha câzip ve dikkat çekici kıyafetler kullanan ve vücut hatları belli olacak şekilde dar ve şeffaf elbiseler giyen kimseler kastedilmiştir.
Ebû Ümâme İyâs ibni Sa’lebe el-Ensârî el-Hârisî -radıyallâhu anh- şöyle dedi:
Bir gün, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in ashâbı onun yanında dünyadan bahsettiler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
“Siz işitmiyor musunuz? İşitmiyor musunuz? Sade yaşamak îmandandır; sâde hayat sürmek îmandandır.” (Ebû Dâvûd, Tereccül 2)
- Koku
Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse zinaya bir adım atmış olur.” (Tirmizî, Edeb, 35)
Top 10 Most Popular Premium WordPress Themes of 2017.
- Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur
- adipisicing elit, sed do eiusmod tempor incididunt
- ut labore et dolore magna aliqua.
- Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation ullamco
Evde Giyim Âdâbı
- Temiz ve düzenli giyinmek ve giyinmeye sağ taraftan başlamak
Rasûlullah Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur:
“Elbise giydiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağ tarafınızdan başlayınız.” (Ebû Dâvûd, Libâs 41)
- Gündüz ve gece kıyafetlerini ayırmak
- Misâfir karşılarken giyim-kuşama özen göstermek
- Akraba ziyaretlerinde tesettüre dikkat etmek
- Kapı, balkon ve cam önlerine çıkarken tesettüre dikkat etmek
Düğün, Havuz-Hamam ve Denizlerde Tesettür
Düğünlerde;
- Kıyafetini kibir vesilesi yapmamak
Bu hususla alâkalı hadislerden bazıları şöyledir;
“Kim dünyada şöhret elbisesi giyerse, Allâh Teâlâ ona kıyâmet gününde mezellet elbisesi giydirir.” (İbn-i Mâce, Libâs, 24)
“Allâh, büyüklük taslayarak elbisesinin eteklerini yerde sürüyen kimsenin kıyâmet gününde yüzüne bakmaz.” (Buhâri, Libâs, 1, 5)
- Bir başkasıyla aynı kıyafet giyildiğinde “pişti olmak” ifadesini kullanmamak
- İsraf etmemek
İsraf: Aşağılık duygusunu bastırmak, bir şeyi Allah Teâlâ’nın uygun görmediği şekilde harcamak, lüzumundan fazla sarf etmektir. Cenâb-ı Hakk buyurur;
“Ey Âdemoğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf sûresi, 31)
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurur:
“İsrâfa ve gurura saplanmaksızın yiyiniz, içiniz, giyiniz, sadaka veriniz.” (Buhâri, Libas, 1)
- İhtilat ortamına girmemek, girildiği takdirde tesettüre dikkat etmek.
- Kadınlar arasında veya dışarda iç gösteren ince ve şeffaf kıyafet giymemek
Havuz ve hamamlarda;
- Kadın kadına tesettürün sınırlarına dikkat etmek
- Hamam giriş ve çıkışlarında genel tesettüre dikkat etmek
- Sıhhat ve zaruret olmadıkça da buralara gitmemek
Denizlerde;
- Kıyafetin dış tesettüre uygun olmasına dikkat etmek
- Çevrenin ihtilat ortamından uzak olduğunu kontrol etmek
- Haram bakışlardan uzak durmak

